Kayıt Ol Şifemi Unuttum

Anadolu Fotoğraf Dergisi  Anadolu Fotoğraf Dergisi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

 
 

Bir Fotoğraf Üzerine - Hey Çocuk ( TOLGA AKÇAY )

 
 

Bir Fotoğraf Üzerine - 3 -

Hey Çocuk !

Hey çocuk! Bana yaşamayı öğretebilirmisin? Senin gibi gülmeyi, düşüp ağlayıp, tekrar kalkıp koşabilmeyi… Çok mu şey biliyorsun sen yoksa bilmediklerin mi seni bu kadar güçlü yapıyor? Hey çocuk! Ne kadar kolay mutlu oluyorsun? Bir dondurmaya, bir oyuncağa dünyayı değişebiliyorsun! Hey çocuk! Nasıl oluyor da umudunu yitirmiyorsun? Yokluk içinde varlığı nasıl görebiliyorsun?

Tuna Akcay

Bir hikâye var bildiğim, tüm bildiklerimi farklı kılar: Günlerden bir gün bir zengin bir adam, oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı, insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek. Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler.

Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu,

- İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?
- Evet !
- Ne öğrendin peki ?

Oğlu cevap verdi,

- Şunu gördüm: bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var, onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.

Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu ekledi,

- Teşekkür ederim baba, ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için !

Eh be çocuk! Sen yarın ne oyun oynarız diye düşünürken, biz yarın hayat bize ne oyun oynayacak diye düşünüyoruz… Sen hayatı bu kadar kuralsız ve çıkarsız oynarken, çıkar denilince cebindeki bilyeyi çıkarırken, biz acaba cebimizde ne saklıyoruz?

Eh be çocuk! Biz bazen çıkmazlara giriyoruz, ne yapıp edeceğimizi bilmediğimiz zamanlar oluyor, yorgun düşüp pes ettiğimiz zamanlar… Ama bizde ümitsizliğe yer yok! Sadece senin gibi kolayca aşamıyoruz belki. Ya da bize anlatılan hikâyedeki değnekten at yapan yok!

Tuna Akcay

Bir baba ve oğlu ormanda yürüyüşe çıkmışlar, epey zaman geçtikten sonra yorulan çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle “ Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşırmısın? der “ Baba “ Ben de yoruldum oğlum “ der demez çocuk ağlamaya başlar. Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal keser. Dalı bıçakla biçimlendirip, çocuğa zarar vermeyecek şekilde yontar. Sonra dalı oğluna verir.”Al oğlum, sana güzel bir at”der. Çocuk sevinçle dala biner ve sevinçle yola devam eder. Baba gülümseyerek ‘’ bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et ‘’ der. Bu at, bir arkadaş, bir şarkı, bir çiçek, bir şiir ya da bir çocuğun tebessümü olabilir.

Eh be çocuk! Biz hep bildiğimizi sanarak öğretmeye çalışırız size her şeyi. Ama sizden ne kadar çok şey var öğrenecek. Ve bir de bizim öğretmeye çalıştığımızı sizden öğrenince şaşırıp kalırız elbet… Yine bir hikâyede paylaşmayı öğretmeye çalışana, çocuktan verilen ders ne güzeldir. Üç yaşındaki kızları ve iki yaş büyük oğullarıyla arabayla uzun seyahate çıkan anne baba, sürekli yolda mola vererek meyve, çikolata, vs alıyorlarmış. Her defasında arka koltukta oturan çocuklara uzatırken “ Al bunu, kardeşinle paylaş diyormuş” Onlar da öyle yapıyorlarmış. Yolun devamında yol ikiye ayrılıyormuş. Sağdaki yol mu, soldaki yol mu derken, karı koca tartışmaya başlamışlar. Kocası karısını dinlemeksizin kendi istikamete devam etmiş. Eşi de bu duruma içerlemiş, suratını asmış ve konuşmamaya başlamış. Arkada oturan küçük kız gerginliği anlamış ki uzanıp annesini öpmüş ve demiş ki “ Al anneciğim, bunu babamla paylaş!” Ders o ki paylaşmak yüreğindekini, cebindekini, hayalindekini, düşünceni ve hiçbir şeyin yoksa şayet, gelecek güne dair umudunu bölüşmek demek.

Tuna Akcay

Yoksul, düzensiz bir yaşamda insanlar çocuk olamıyor, çocuk kalamıyor, çok çabuk büyüyor. Çocukluğunu yaşayamamış olanlar yaşamı bir kocaman yük sayıyor, gergin, kaygılı, umutsuz oluyorlar. Tolga der ki; çocukluk bir karakterdir. Elbette, bir ölçüde edinilebilir, İnsan çocukluğu keşfedebilir, ona ulaşmaya çabalayabilir. Ve böylelikle daha mutlu ve umutlu olabilir. Kimi kendi çocuğuyla, kimi torunuyla, kimi yeğeniyle, kimi sokakta ki çocuklarla bile çocuklaşabilir. Şöyle işten çıkınca kravatı sıyırıp, çocuklarla top koşturabilir. Mutluluk belki çocukların yüzlerindedir!

Yazımızı Can Yücel’in kayıp çocuklar şiiriyle bitirelim.

Birden işitilmez olsun ayak seslerim;
Gölgem bir başka sokağa sapıversin;
Unutayım bir anda her şeyi,
Nerde oturduğumu,
Bir tuhaf adem olduğumu Can adında.
Aklım arayadursun başka kapılarda kısmetimi,
Ben, bilmediğim sokaklarda bir başıma;
Gönlüm öylesine geniş, öyle ferah,
İlk defa görmüş gibi dünyayı,
Bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi;
Hatırlamam artık değil mi, dostlar,
Hatırlamam artık garipliğimi?

 

 

 

 

 

Bu Makaleyi Paylaşın

 
   

 

 

 

 

01-03-2012

 
   
çok güzel hazırlanmış bir yazı.tebrik ederim.    
müyesser AYVAZ

 

 

 

 
 
 
    anasayfa
künye
varoluş
katılım
iletişim
e-dergi
fotomakale
röportajlar
etkinlikler
giriş yap
kayıt ol
şifremi unuttum

 
 
Anafot.net | Anafot.com | Anadolu Fotoğraf Dergisi ©2011 | Tüm Hakları Saklıdır. İçerikler izinsiz kullanılamaz.