Kayıt Ol Şifemi Unuttum

Anadolu Fotoğraf Dergisi  Anadolu Fotoğraf Dergisi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

 
 

Portre Fotoğrafçılığı

 
   

Portre Fotoğrafçılığı 

Levent YAVUZ

        İnsanın iç dünyasını hislerini yansıtan fotoğraflara portre fotoğraf denir, bazılarımız sadece göğüsten yukarı çekilmiş fotoğraflara portre diye düşünse de vücudun tamamı ve bir parçası da porte fotoğraftır örneğin ayak el gibi. Portre fotoğraf izleyene modelin iç dünyasını hislerini hissettirebiliyor iş bu çok iyi bir portredir bence.

        Diyelim ki bir modeliniz var veya portresini çekmek istediğiniz herhangi biri… Olmazsa olmaz şart duyguyu ve iç dünyasını yansıtmaksa amaç modelle mutlaka yakın bir ilişki kurulmalıdır; tanıdığınız biri bile olsa çoğu insanlar fotoğrafı çekileceği zaman mutlaka kendilerini kasar doğal durumlarından farklı bir tavra bürünürler ki bu ellerinde olmadan oluşur. Tabi böyle fotoğrafını çekerseniz portre olarak çok başarısız bir sonuç ortaya çıkar ama yine de fotoğrafın tanımına uygun o anın bir kesitini belgelemiş olursunuz, o halde ön koşul olarak ilişkiyi şart koştuğumuza göre modelle hemen fotoğrafını çekmek yerine onunla sohbet etmeli ona yakın ve samimi olduğunuzu hissettirerek rahatlamasını sağlamalısınız. Bunu yaparken de elbette siz de doğallığınızın dışına taşmamalısınız ki güven duygusunda şüphe oluşmasın, ne zaman ki artık modelinizin rahatladığını hissedersiniz işte fotoğrafı çekme zamanınız gelmiş demektir.

        Portre fotoğrafın çekim yeri çok önemlidir. Örneğin kalabalık bir arka planda portre bence olmaz. Çünkü izleyicinin dikkati kare içinde modelden farklı yerlere kayar. Başka farklı şeyler hakkında soru işaretleri oluşturur ki bunu hiçbir zaman istemeyiz. Öyleyse ne yapmalıyız; bir amatör olarak stüdyo koşulları da olmadığına göre ışığın burada önemi ortaya çıkıyor. Doğal gün ışığının bir pencereden veya kapıdan içeri vurduğu yerleri ben çok severim ve modelimi mutlaka kapalı alanda ışığın geldiği bu pencere ve kapı önlerinde çekerim. Çoğunlukla ve asla flaş gibi farklı aydınlatmalar kullanmam. Doğal ve yanal ışıkla aydınlanan modelde gölge alanlar oluşacaktır, bu da fotoğrafa derinlik verecektir. Örneğin yüz çizgileri, giysilerin kıvrım ve katları daha belirgin görünecek verilmek istenen etkiyi artıracaktır.

        Çekim aşamasında makine ayarlarımızı kendi tercihimize ve tecrübemize göre ayarlamalıyız, ortam ışığına göre öyle bir diyafram enstantane seçmeliyiz ki modelin her yeri net alan içinde olsun özellikle de neti size yakın olan gözde yapmalısınız. Neti yakalayabilmek için makine ISO değeri bu az ışık koşullarında yükseltilebilir ancak o zaman da bir portre fotoğrafında hiç istemediğimiz gren oluşumu sorun olarak karşımıza çıkar. Düşük ISO değerlerinde çekebilmek için de makineyi sarsmamalı, model de çekim bitene kadar kıpırdamamalı.

 

Fotoğraf : Levent YAVUZ

 

Fotoğraf : Levent YAVUZ

 

Fotoğraf : Levent YAVUZ

 

Fotoğraf : Levent YAVUZ

 

Fotoğraf : Levent YAVUZ

 

Fotoğraf : Attila KÜNTÜZ

 

Fotoğraf : Attila KÜNTÜZ

 

Fotoğraf : Bekir TUĞCU

 

Fotoğraf : Bekir TUĞCU

 

Fotoğraf : Hamit YALÇIN

 

Fotoğraf : Hamit YALÇIN

 

Fotoğraf : Memduh EKİCİ

 

Fotoğraf : Memduh EKİCİ

 

Fotoğraf : Tuna AKÇAY

 

Fotoğraf : Tuna AKÇAY

 

Fotoğraf : Zafer BUNA

 

Fotoğraf : Zafer BUNA

 

***

 

Levent YAVUZ

  1.  Fotoğrafa 13-14 yaşlarındayken babamın yurt dışı seyahatlerinden birinde bana ilk kompakt  makinalardan Kodak marka bir makine getirmesiyle başladım diyemem ama tanışmam oldu, o makinayı o kadar çok sevdimki  harçlığımdan artırdıklarımla film alıyor sonrada pahalıda olsa çektiklerimi bastırtmak üzere heyecanla koşa koşa fotoğrafcıya götürüyordum. Ankara da orta son sınıfa başladığımda ise harçlığımı sınıf arkadaşlarımın fotoğraflarını çekip akşamları odamda filmleri yıkadıkdan sonra körüklü bir makinadan yaptığım sözde agrandizörle karta basıp onlara satarak çıkarıyordum,  yani böylece fotoğrafda profesyonel olmuştum artık, yüksek öğrenimimdede fotoğraf ve makinası yine haber fotoğrafları çekerek ekmek teknem oldu.  İş yaşamımdaki 7 yıl memuriyetden sonra geçtiğim özel sektördeki yoğunluğum fotoğrafla uğraşmamı bir hayli zorlaştırdı ama ben yinede o makinaya olan aşkımla Minolta 300, Minolta 700 ve tam profesyonel Minolta Dynax 7000i gibi makinelere aşamalı olarak sahib olmuştum, sonrasında Manisa da bazı arkadaşların çabalarıyla fotoğraf sanatı derneği kurulduğunu duydum ve hemen bende onlara katılarak fotoğraf sanatıylada  orda tanıştım, 10 yıl kadar bu dernekde yönetici ve eğitmen olarak çabalarım olsada derneği  yarınlara taşıyacak arkadan gelenlerin olmamasından kapatmak zorunda kaldık, tabi ondan sonra benimle  fotoğraf arasında 10 yıl kadar sürecek bir kopukluk oldu taki dört yıl öncesinde bir arkadaşımın ısrar ve telkinleriyle bir DSLR alıncaya kadar. Şimdilerde artık 4 yıldır emekliyim ve çok yoğun uğraşamasamda fotoğraf dünyasının içinde çok mutluyum.
  2. Fotoğraf makinasına olan tutkumla başlayan bu uzun yolculuk Manisa fotoğraf sanatı derneğine (FODSAD) katılmamla sanatsal çalışma ve çabaya dönüşmüştür, bu benim için fotoğrafda bir çığır diyebileceğim yani kırılma noktasıdır.
  3. Fotoğrafda bu yönelim zaman içinde oluştu, insanın mücadele ettiği, araştırıp sonuca vardığı uğraşıları müthiş bir kazanma sevinci ve heyecanı verir benliğine,  insan-insan mekan-insan eylem fotoğrafları zor fotoğraflardır, makinayı iyi kullanmak fotoğraf sanatı kurallarını iyi bilmek iyi fotoğraf çekmek adına yeterli olmayabilir, sizin nasıl biri olduğunuz ve etrafınıza verdiğiniz enerjinin kalitesi bu tip fotoğraf çekmede en önemli etkendir bana göre.  Bende zor olanı yapmaya çalışıyorum.
  4. İnsanın olduğu fotoğraflarda modelle fotoğrafcı arasında bir güven sorunu olmamalıki model size teslim olsun; en doğal haliyle, deklanşörü düşürüpde o anki ruh halini yansıtmada tamam oldu bu iş dediğinizde ise bir kare fotoğraf için harcadığınız zaman bir veya birkaç saatinizi almışda olabilir iyi bir fotoğraf için. Bu sebeptendirki toplu fotoğrafcı gruplarıyla hiç fotoğraf çekimine gitmek istemem, kendinizi modelin yerine koyacak olursanız bir çok objektif size doğru yönelmişse düşünün artık yaşadığınız gerilimi.
  5.  Çağ teknoloji çağı iken sizin hala filmli bir makine kullanıyor olmanız hep bir adım geriden geliyor olduğunuzu gösterir, fotoğrafın kimyasaldan olan devri çokdan kapandı, bu işi yapıyorsanız dijital yani sayısal bir makinaya mutlak sahip olunmalı, bazıları derki eskien fotoğraf benimdi, dijital çıktı benim sahipliğimdende gitti  ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum; esas şimdi fotoğrafıma sahibim zira ekiden fotoğrafı sadece çekiyor sonrasında karta bastırmada fotoğrafcının tercihlerine teslim ediyordunuz, şimdi ise ben çekiyorum ve sayısal ortamda ışık ile ilgili tüm değer tercihlerini ben veriyorum dolayısiylede fotoğraf sadece benim.
  6. Fotoğrafda gelişim için mutlak bir eğitimi öngörürüm öncelikle, sonrasında çok fotoğraf izleyerek iyi ile kötüyü ayırt etmeliki kendi çekimlerinde esetiksel kaygılar yaşamamalı ve elbetteki bilenlerle paylaşmalı yorumlamayı öğrenmeli. Yarışmalar dendiğinde ise ben biraz radikalim, fotoğraf sanatıda diğer sanat dallarında olduğu gibi göreceli bir sanattır yani bu bir at yarışına benzemez, yarışmada seçiciler vardır ve o seçicilerin her biri farklı düşünce ve beğenide olabilirler, dolayısıyla bu işin mutlak bir değer ölçümüde olmaz bana göre, ama bu yarışmalarda bir gerçeğimizse yarışmalara katılmakda fotoğrafçının şevkini ve heyecanını artırır diye düşünüyorum.
  7. Fotoğrafın sosyal yaşantıma katkısı büyük olmuştur, en azından bakış açım değişmiş her baktığımı kare içinde görmeyi öğrenmişimdir yani boş bakışlar yerine araştırmacı bir göze sahibim artık, fotoğraf çekiyor olabilmek zihnimi boşaltmanın en iyi yöntemi ruh sağlığım açısından. Fotoğrafdaki tanınırlığım arttıkca yurdun bir çok yerinden hiç karşılaşmadığım dostluklarım oldu çıkarsız ve umarsız.
  8. Milas’ın Çomakdağındaki İkiztaş köyünde 4 gün süren bir Yörük düğününü baştan sona fotoğraflayarak onlarla hem düğün heyecanını yaşamış hemde fotoğraf olarak kültürel bir belgeyi gelecek nesillere aktaracak çok değerli bir seri yakalamanının heyecanını yaşamıştım, beni heyecanlandıran ve unutamadığım bir çok anım var belki ama bunu hiç unutmuyorum.
  9. Makinam benim uzvum; elim gibi ayağım gibi, dahada ileri götürecek olursam en kıymetli çocuğum…  Fotoğraf anın kesitiyse mutlaka o anın belgesidir öncelikle, sonrasında ise sanattır, her fotoğrafcı önce belgeler deklanşöre basarak ama her fotoğrafcı sanatcı değildir, sanatcı olan fotoğrafcı farklı olanı görecek ve onu estetiksel kaygı içinde kendi  görmek istediği gibi gösteren bir fotoğrafla tek kare içine bazen bir şiir bazen bir roman bazende küçük bir öyküyü sığdıracaktır…
  10. Yıllar içersindeki fotoğrafa bakış açım bir hayli değişti bu yüzdende nerede görürsem göreyim benim bakış açım hep fotoğraf sanatı yönündendir, daha öncede söylediğim gibi basılı bir fotoğraf önce belge sonrasında çekenin kimliğini yansıtan sanatsal bir metadır. Benim fotoğraf budur dediklerimde mutlaka bir öykü, duygu olmalıdır ve bunlar estetik olarak tavizsiz izleyiciye sunulmalıdır.
  11. Eğitimin insan düşünce ve tavrındaki önemini biliyorsak Türkiyedeki eğitim seviyesiylede fotoğraf seviyesini tahmin etmek hiç zor değil bence, internet ortamında dünyanın her yerinden fotoğraflar inceleme ve izleme imkanımızın olduğu bu zaman diliminde gördüklerimden bu yargıya kapılıyorum.
  12. Yukarıda biraz olsun bahsettiğim gibi insanın boş zamanlarında onu iş hayatındn soyutlayacak; zihnini boşaltacak bir özel zevki mutlaka olmalı, eğer bu fotoğrafsa ilk önce küçük format bir makine alınmalı derim sonrasındada mutlaka bir eğitim sürecinden geçilmeli, fotoğraf bilgi ve becerisi arttıkcada makina gelişmiş teknolojiye doğru geliştirilmelidir. İllaki fotoğraf sanatcısı olacağım diye ısrarcıda olunmamalı, nasılki herkes ressam, herkes heykeltıraş olamıyorsa olmayan bir yetenekle fotoğraf sanatcısıda olunmaz diye bir fikrim var ama fotoğraf çekmiyeceğim diye bir koşulda olmamalı, en azından estetik kaygıları olmayan bir fotoğrafda en azından bir belgedir zaman içinde.
  13. Kafamda fotoğraf adına pek çok yeni proje çalışması var ancak günümüz koşullarında zaman ayırmakla doğru orantılı olarak bekleme sürecinde, hali hazırda dijitale geçtiğim dört sene içinde 6-7 proje oluşturup sergi ve dia sunumlarıyla fotoğraf severlerle paylaşıp bir şeyler üretmenin keyfini çıkarıyorum.
 

 

 

 

 

Bu Makaleyi Paylaşın

 
   

 

 

 

 

19-10-2011

 
   
levent hocam potre fotoğrafçılığına vermiş olduğunuz bilgiler doğrultusunda fotoğrafçı arkadaşlara yararlı olacağını sanıyorum güzel fotoğraflar ve katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim...selamlar...   
ibrahim duman

 

 

 

 

16-10-2011

 
   
portre yi mnasıl olması gerektiğini ve neye portre denileceğini bize anlattınız pekii tekrar olacak ama canlıya aittir diyorsunuz portre için tanım bu ise ben diyorumki bir çiçeğin portresi olamazmı veya bir nesneninde bunu ait olduğu yer ve kısaca anlatılmak amacı ile üç belirgin destekleyici (yardımcı) öğe ile sunar isek buda portre olurmu teşekkür ederim saygılarımla    
Tayfun GÜNAYDIN

 

 

 

 

02-10-2011

 
   
sizi gidi portreciler siziii.. selam ve sevgiler Levent abicim..   
ALİ ALTIN

 

 

 

 

30-09-2011

 
   
Portre fotoğrafçılığında, başarıyı sağlamakta kullandığın tekniği, paylaşmıssın ustam...   
Mikdat Besni

 

 

 

 
 
 
    anasayfa
künye
varoluş
katılım
iletişim
e-dergi
fotomakale
röportajlar
etkinlikler
giriş yap
kayıt ol
şifremi unuttum

 
 
Anafot.net | Anafot.com | Anadolu Fotoğraf Dergisi ©2011 | Tüm Hakları Saklıdır. İçerikler izinsiz kullanılamaz.