
Anadolu'dan Bir Köşe
M İ D Y A T
İlçemizin ismi ve ilk kuruluşu konusunda, değişik görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre, İlçenin adı bir çok değişimlerden sonra Farsça, Arapça ve Süryanice karışımından meydana gelmiş "AYNA" anlamına gelmektedir.
Başka bir rivayete göre de Midyat, Mağaralar Kenti anlamına gelen " MATİATE" kelimesinden ismini almıştır. Bu görüşü ileri sürenler, "MATİATE" isminin Asur yazıtlarında M.Ö. 9.Yüzyılda geçtiğini ifade etmektedirler. Bu görüşe paralel olarak Midyat'ta ilk yerleşim yerinin mağaralar olduğunu gösteren "Elath" mevkiinin (Midyat'a 3 Km. uzaklıkta ve Acırlı Beldesi yakınında bulunan Ziyaret-Mesire Yeri) Romalılar döneminden günümüze kadar geldiği söylenmektedir.
İmgelerin Ve Simgelerin Mekanı Midyat
Sıra sıra taş evleriyle sıra dışı yaşamıyla Türkiye’nin ve dünyanın hoşgörü diyarı Midyat… Farklı dillerin konuşulduğu farklı dinlerin yaşandığı bir yer… Seslerin kaybolmadığı, yaşam bulduğu bir yer… İmgelerin ve simgelerin mekânı, diller ve dinler diyarı…
Tarihi çok eskilere dayanan Midyat Mezopotamya uygarlığının prensi Anadolu’nun çocuğu hüviyetinde, farklılıkların zenginlik kattığı mistik bir mekân…Midyat’a ilk geldiğiniz de dikkatinizi insanların sıcak kanlılığı ve misafirperverliğinin yanın da farklı dilleri konuşuyor olmalarıdır… Hemen her yerde iki kişi bile olsa aralarında en az iki-üç dil ile iletişim kurarlar…
Burası Türk, Kürt, Süryani Arap ve Yezidisiyle yüzyıllardır birlikte yaşama kültürü geliştirmiş çok dilli bir yaşamın olduğu nadide yerlerden biri…
Bu yaşamın her türlü izini her köşesi hayat dolu, sokakların da bulabilirsiniz… Bir sokak başında camiye gitmek için koşuşturan yaşlı amcalar, bir diğer sokak da ise kiliseye akşam duasına giden Süryanileri bulmak da mümkün…
Çan sesinin ezan seslerine karıştığı sokaklarında zümrüt gözlü çocukların seslerini de unutmamak lazım… Her sokağında onlarca çocuğun sizlere rehberlik etmek için birbiriyle yarıştığı, kadınların tandır yaktığı, mavi kapılı dar sokaklarda mutlaka zaman geçirin… Buralar her zaman renkli her zaman yaşam dolu…
Burada her şey o kadar uyumludur ki güneş de adeta bu uyumun bir parçası gibi… Güneş Midyat’ta ayrı doğar ve ayrı batar. Çocukların sarı saçlarını okşayan güneş o masum yüzlerde ki zümrüt gözlerde adeta yeniden doğar… Midyat’ın taş evleriyle gün boyu süren muhabbetinden yorgun düşen güneş, gökyüzünde bıraktığı kızıllıktan sonra artık batmaya yüz tutmuştur…
Dini inanış zaman ve mekâna o kadar uyumludur ki hiçbir inanç sadece mekân olarak değil zaman olarak da birbirini rahatsız etmez…Güneş doğmadan Müslümanların sabah namazı başlar, güneşin doğumu ile birlikte Yezidilerin sabah namazı ve güneş doğduktan sonra da Süryanilerin sabah duası ardı sıra gerçekleşerek zaman ve mekânı şenlendirir. Aynı durum gün batımında da devam eder…
Midyat taş ustalarının ellerinde hayat bulan evleriyle, telkari ustalarının zarif işçiliği ile işlenmiş gümüş takılarıyla sizleri çağırıyor…
Midyat’a giderken, mahalli yemekleri yemeden, telkari işi gümüş almadan taşına dokunmadan ve zümrüt gözlü çocuklarla çocuk olmadan dönmeyin…
Çetin EKİN

Fotoğraf : Ali ALTIN

Fotoğraf : Ali ALTIN

Fotoğraf : Ali ALTIN

Fotoğraf : Ali ALTIN

Fotoğraf : Ali ALTIN

Fotoğraf : Ali ALTIN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Çetin EKİN

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA

Fotoğraf : Zafer BUNA
***
|