YAŞAM UÇURTMASI
Melih SULAR
Yola çıktığımda yanımda duran kırk senelik fotoğraf üstadı benim ne kadar gergin olduğumdan habersizdi. Uçurtma ustalarının onlara uzanan başka ellerin yardımıyla yapacağı uçurtmaları ve belki de hiç uçmayacaklarından emin olduğum hayalleriyle beraber o minicik engelli bedenlerini fotoğraflamaya gidiyordum.


Karşılaşacağım durumun ne olabileceğini tahmin etmekle beraber, bu konuda ki zayıflığım, bilgisizliğim ve kafamdaki yüzlerce soru işaretiyle benliğimin nasıl duygulara bürüneceğini çoktan şekillendirmeye başlamıştım. Bu kararsız durum kendi iç dünyamı çok iyi tanıdığımdan heyecanımı artırmakla kalmayıp beni farklı dünyalara çoktan sürüklemişti.

Kocaeli Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu’nun kantin kısmına vardığımızda beni bekleyen yirmi kadar engelli çocuk ve uçurtma ustalarının o minicik bedenlerine yardım edecek gönüllü üniversite öğrencilerinden oluşmuş topluluk şimdi karşımdaydı.

Karma karışık duyguların içinde boğulmuş bedenim, Kantine ilk girişimle beraber Erhan Hocanın yüzündeki ılık gülümsemeyle çoktan yumuşatmıştı. Birbirine beyaz örtülerle bağlanan uzunca masalar; üstlerinde hazır bekleyen yüzlerce uçurtma çıtası, el işi kâğıtları, makaslar, bantlar, yumak yumak ipliklerle bezenmişti. Hepsinden önemlisi parlayan gözleri tamamlayan o gülen yüzlerle.

Çantamı sırtımdan indirip fotoğraf makinesini çıkardığımda yanımda beliren ve aralarında tek gözlük takan o kız, yarı peltek anlaşılması zor şekilde; “Ben de çekmek istiyorum. Lütfen çekebilir miyim lütfen !!!” dedi.

“Tabi ki dedim” sevecen bir tavırla, boynuna taktığım fotoğraf makinesinin ağırlığına ve kendi dengesini zor sağlamasına rağmen engelleri erkenden aşmayı başarmıştık bile.

Yasam Uçurtmasının ilk kareleri minicik ve engelleri hiçe sayan, fotoğraf makinesini meraklı bakışlarıyla ve küçücük elleri ile kavrayan o kız çocuğundan gelmişti.

Eğer şiirsel tonda ruhunuz varsa, birazda duygu adamıysanız, Burada onları incitmeden alınabilecek kareleri düşlemeye başlamıştım. Sonrası ise iki yüz kadar yaşam karesi.

O günden bana kalanlara gelecek olursak üstüne basarak söylemeliyim ki. Kocaman bir yaşamdı. Üstelik üstüne hep artı koyabileceğiniz cinsten.


Sosyal sorumluluklarımızın hep yanımızda olduğunun farkında olan, Sürekli yadırgayan gözlerle bakan gözlerimizin her an bu tarz bir yaşamın içine girebileceğinin farkına varan. Acımak yerine, onları dramatik bir şekilde afişe etmek yerine, gülen gözlerini ortaya çıkarmak düşüncesi sürekli aklında mevcut, fırsat verildiğinde engellerin ne kadar kolay aşıldığının, hayatının onlara adamış insanların da mevcut olduğunun farkına varan.


Hayat ders vermeye devam ediyor galiba! İçime binlerce sağlam vücudu koysanız, yirmi tane minicik bedenin yaptığı yasam uçurtmaları beni böylesine duygulandıramazdı.


Onlar “Uçurtma ustaları” olarak yanlarındaki ağabeyleri ve ablalarıyla birlikte uçurtmalarını hayalleriyle birlikte hayata uçurtmaya devam edecekler.


Benim ne yapacağımı ya da o günden sonra ne yaptığımı soran olursa. Gücümün ve duygularımın elverdiğince orada olacağım. Doğum günlerinde, yılbaşı etkinliklerinde, tiyatrolarında, engelli koşularında, onlara dair ne varsa hepsine katılacağım. Tabi ki gönüllü ve de istekli olarak.


Uçurtma Ustaları ;
“Yaşamanın ve nefes almanın bu kadar değerli olduğu bu dünyada “Yaşam Uçurtmalarının” ucundan hayata tutunmuş aralarında down sendromlu, zihinsel engelli, otistik ve daha birçok sayamadığım engeli olan minicik bedenler.”

Özgecmis
1978 Kocaeli/Gölcük doğumlu, evli ve 1 çocuk babası olup halen Değirmendere de yaşamaktadır.
Fotoğraf yaşantısına babasına ait Fotoğraf Stüdyosunda siyah beyaz vesikalıkları kurutma, kesme, numaralandırma ve zarflama işleriyle başladı. Hayatının her kesitinde uğraştığı fotoğrafa önceleri meslek gözüyle bakmasına karşın içinde var olduğuna inandığı sanat ve insanın yaşadığı yere olan saygısından dolayı Değirmendereyi fotoğraflayarak arşivlemeye başladı.
1996 yılından sonra amatör olarak başladığı Şiir merakı tutku haline geldikten kısa bir süre sonra 2003 yıllarının hemen başında Yazdığı şiirlerin fotoğraflarını çekebilir miyim sorusuna cevap aramak için fotoğraf makinesini sanatsal anlamda kullanmaya başladı.
|