MAKROLAR
Muhammet GÜLTEKİN
Fotoğraf serüvenimin tohumu, 2006 Aralık ayında Bolu Abant'ta bir gezide atıldı..
Abant gezim sırasında, soğuk ve buzdan kristalleşerek adeta mücevhere dönüşen bir bitkiyi görmüştüm... Muhteşem görünüyordu.. O an bu güzelliği paylaşma isteği hissettim... Bir fotoğraf makinası aradım ama yoktu... Dolayısı ile bu kristal mücevher hafızamda çekilememiş bir fotoğraf olarak kaldı...



İstanbul'a döner dönmez ilk iş olarak bir fotoğraf makinesi almaya karar verdim ve ilk D-SLR makinemi aldım. Sonra bir dostumun tavsiyesi ile fotofanclub isimli fotoğraf sitesine üye oldum... Fotofanclub ile fotoğrafa olan ilgim bir boyut daha kazandı. Sitedeki fotoğrafları görünce fotoğraf çekme arzum daha da arttı... Neyse ki artık iyi bir fotoğraf makinam vardı. Bir müddet sonra, iyi bir fotoğraf makinasına sahip olmanın yetmediğini, diğer bir ifade ile yada klasik ifadesi ile fotoğrafı çekenin makine değil fotoğrafçı olduğunu anladım... Elimde iyi bir makine vardı fakat kullanmayı bilmiyordum... Çektiğim fotoğraflar fotofanclube gönderilen fotoğraflara hiç benzemiyordu....



Çaresiz temel fotoğraf eğitimlerinin verildiği bir iki kursa katıldım... ve iyi bir fotoğraf çekmeye başladım mı derseniz, evet artık iyi bir fotoğrafın ne olduğu hakkında fotoğrafın nasıl çekileceği hakkında az da olsa bir fikrim oluştu... Ama hala iyi fotoğraf çekemiyordum... Aralıksız olarak aramaya devam ettim. Daha iyisini, daha iyisini ve daha iyisini....



Bu arada makro fotoğrafa olan ilgimi fark ettim. Makro çekerken dünyayı hatta kendimi unutuyordum. Evet 1cm²lik bir alandaki bu enfes detaylar bana bütün bir dünyayı unutturuyordu. Makro fotoğraf çekmek doğaya olan ilgimi daha da arttırdı... Artık bir yusufçuk benim için sadece bir böcek değildi, o ne muhteşem detaylar barındırıyordu... Bir kelebeğin kanadında böylesine muhteşem örgülenen nakışlar nasıl işlenmişti... Artık fotoğraf benim için bir farkındalık kaynağı idi... Sadece makro fotoğraflarını çektiğim canlılara değil tüm varlıklara insanlara, manzaralara, dağa taşa ışığa farklı bakıyordum artık...



Sonra sevgili Yavuz Arslan Abi ile tanıştım... Yavuz Arslan Usta ile tanışmamın fotoğraftaki trednimin yukarı doğru kırılma noktam olduğunu söylesem abartı olmaz... Yavuz Arslan abi ile teknik eksiklerimi gidererek onun tabiri ile sürekli kendim ile yarışarak göze dişe dokunur makrolar çekmeye başladım.... Daha önceleri tamam oldu dediğim fotoğraflarımda artık çok ama çok eksikliklerin olduğunu anladım ve aşama aşama bu eksiklikleri gidermeye devam ediyorum…




Fotoğrafın paylaşıldıkça kıymetleneceğine inanıyorum. Benim için fotoğrafın her dalı çok güzel, ancak makro fotoğrafın yeri bir başka... Makro çekmek bana göre bir ayrıcalık ve özellik.




Çektiğim fotoğrafı öncelikle kendime beğendirmeyi tercih ediyorum... Çektiğim fotoğrafları duvarıma asacak kadar güzel olmasını hedefliyorum...







Muhammet GÜLTEKİN
1972 Yılı Rize doğumluyum, ilk orta ve lise öğrenimimi Yalova'da tamamladım. 1990 yılında İstanbul'a yerleşip ticaret ile iştigal etmeye başladım. 1. Erkek çocuk babasıyım. 2007 den bu yana da fotoğraf ile ilgileniyorum.
|