Kayıt Ol Şifemi Unuttum

Anadolu Fotoğraf Dergisi  Anadolu Fotoğraf Dergisi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

 
 

Hayrettin Oguz-Kenya ( Sayı 9 )

 
 

KENYA

Hayrettin OĞUZ

 

Somalili mülteciler.. Açlığın yurdu dedim ilk gördüğümde.. Çadırı olanların zengin sayıldığı bir mekan.. Ne ekmekleri var, ne de suları.. Ama yüzlerinde gülücükleri ve tebessümleri hiç eksik değildi.. Bir şükürdü bakışları ve bir duaydı çorak elleri.. Yazacak çok şey var.. Her his kelimeleşmiyor..


Şükürün ne olduğunu, nimetin ne anlama geldiğini orada, onlarla o çadırlarda, o mekanda yaşamadan anlamak imkansız.. Bütün yokluklarına rağmen bir kaç günde bir pişirdikleri patateslerini ve makarnalarını sizinle paylaşabilecek kadar da geniş gönüllü insanlar..

Adı Zeynep, Adı Fatma, Adı Ahmet, Adı Ayşe..

Suratlarının karalığı kadar beyaz gönülleri.. Umut gözlerden hiç eksik değil.. Kuşatılmışlıklarını, yokluğa ve açlığa esaretlerini o özgür gözlerde görmeniz imkansız. Ötelerden bakıyor gözleri.. Sanki kıyametten, sanki mahşerden.. Bir şeyleri hatırlatıyor.. Öze, bize ve insana ait bir şeyleri.. Dua etmeli dedim kendi kendime bu insanlara. Ama sonra birden, aniden içimde bir çığlık.. Asıl duaya ihtiyacı olan bizleriz belki de ve onların dualarına ihtiyacımız var.. Hiç ölmeyecek gibi yaşadığımız için..

Kara afrikanın kara talihlileri.. Beyaz adam gördüklerinde tedirginler.. Hatta selam verdiğimizde şaşırıyorlar. Onlara göre beyaz adam selam veremez, ibadet edemez, temel insani hiçbir şeyi yapamaz. Çünkü beyaz adamın beş yüz yıldır sömürmesine, öldürmesine, köleleştirmesine, tecavüz etmesine, ülkesini işgaline alışmış. Bundan dolayı beyaz adam insanlık dışı bir şey onlar için.. Kızılderilileri köleleştiremeyip vahşi ve barbar diye yurtlarından süren beyaz adam Afrikanın yarısını öldürdü, yarısını da köleleştirdi. 1492den beri hala aynı filmi izletiyorlar. Barbarlara ve vahşilere!!! medeniyet, demokrasi ve insan hakları götürüyorlar.. Ama şunu da bilmeliler ki onlar gökkubbeden bombalar yağdırsa da kan üzerine kurulu her düzen, bir tebessümle ve bir gülücükle yıkılır gider.. Hele de gülümseyen çocuklarsa..

İnsanların fotoğraf çekmesinden genelde rahatsız oluyorlar ve kesinlikle haklılar. Çünkü beyaz adamın elindeki silahtan farksız onlar için fotoğraf makinesi. Daha doğrusu beyaz adamın onlara doğrulttuğu her şey tehlikeli.. Bir anlamda orada fotoğrafçı olmakta avcı beyaz adamdan çok farklı değil. Bu ikilemi ve çelişkiyi sürekli, her an yaşadım.. Ama bir türlü onların halini en azından kendi çevreme, dostlarıma, çocuklarıma söz etmeliydim ve bilmeliydiler komşularının aç ve açıkta yattıklarını..

 

Gözler.. Özellikle de çocukların gözleri.. Kan ağlıyordu sanki.. Kanlıydı bakışları.. Öfkesinden değil, acısındandı.. Çünkü çok kanatmışlardı, yüreğini, ruhunu, geçmişini ve geleceğini..

 Kan içinde yetişen çocuklar, kanlı bakarmış hayata sanki onu anlatıyordu gözleri.. Hüzün gözündeki kandaydı.. Dudaklarındaki yaralar ise benim "varlığımın" "çokluğumun" sonucu belki de kimbilir.. O ağlamaklıydı, ben ağlıyordum.. Ona mı? Hayır elbette hayır, kendime, kendi halime, kendi halsizliğime..

Ömrümde ilk kez bir yere gittim ve dönmek istemedim.. Ama yine gideceğim.. Belki bir kaç ay sonra belki bir kaç yıl sonra.. Ömrüm varsa eğer daha bir müddet, bundan sonraki hayatımı bu insanlarla geçireceğim..

 

 

 

Hayrettin Oğuz (Otobiyografi)

Öğretmenim... Yazarım..
Okuyorum, yazıyorum, izliyorum, dinliyorum, geziyorum ve fotoğraf çekiyorum..
Kırşehir'liyim ama yıllardır Kayseri'de yaşıyorum...

Postmodernizmle ilgili akademik çalışmamı kitap olarak yayınladım. 1980 sonrası Türkiye'de sosyal değişme ve dindarlık olgusu üzerine onlarca yazı yazdım ve bu hususla ilgili hazırladığım kitap yayın aşamasında. Ama asıl eserim diyebileceğim çalışmam tasavvufla ilgili ve halen devam ediyor.
Müzikle özellikle türkü ile ilgili yazılarımı da zaman zaman yayınlıyor paylaşıyorum. Neşet Ertaş ile ilgili bir kitap çalışmasını da bitirdim ama henüz yayınlamadım.

Fotoğraf çekmenin kitap okumaktan, yazmaktan, izlemekten ve dinlemekten farklı olmadığını düşünüyorum. Tabi ki bu saydıklarımı bir bilinç ve tutarlılık bağlamında yapmak ve fotoğrafın da gerçekte bir kültür ve sanat ameliyesi olduğunu kabul etmek şartıyla..

Fotoğraf bir tecelliyi seyir ve hissetme benim için.. Dolayısıyla gerçekte çektiğim kendim, ruhum ve ruhumun aradığı.. okuduklarımda, yazdıklarımda, dinlediklerimde, izlediklerimde ve çektiklerimde kendimi ve "bulunması gerekeni" arıyorum..

Aramakla bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardır bunun da bilincindeyim...

41. sayı itibari ile gezi ve coğrafya dergisi olan Gezgin dergisinde yazıyorum ve fotoğraflarımı yayınlıyorum..

 

 

 

 

 

 

Bu Makaleyi Paylaşın

 
   

 

 

 

 

 

 

04-02-2012

 
   
hayrettin hocam mültecinşn ne demek olduğunu yazı ve fotoğraflarınla çok güzel anlatmışsın...selamlar...    
ibrahim duman

 

 

 

 
 
 
    anasayfa
künye
varoluş
katılım
iletişim
e-dergi
fotomakale
röportajlar
etkinlikler
giriş yap
kayıt ol
şifremi unuttum

 
 
Anafot.net | Anafot.com | Anadolu Fotoğraf Dergisi ©2011 | Tüm Hakları Saklıdır. İçerikler izinsiz kullanılamaz.