| |
SÜRÜLERİN PEŞİNDE
Mustafa ŞAHBAZ
.jpg)
Anadolu bozkırlarında mutlaka görmüşsünüzdür. Ucu bucağı görünmeyen, sessizliğin ve ıssızlığın ortasında bir toz bulutu dikkatimizi çeker önce, dikkatli bakınca ya da toz bulutu yaklaştığında, görürüz ki başlarında çobanları, çoban köpekleri ve eşeğiyle yakın köyün koyun sürüsü veya sürülerinden bir ya da birkaçıdır. Kimimiz ‘normaldir, buralarda sık-sık görmek mümkündür’ der aldırmaz, geçer gideriz. Kimimiz ise farklı düşünceler üretip,ekonomik açıdan veya toz-toprak koku içinde böyle bir yaşantının zorluğundan v.b. değerlendirmeler yaparız .
.jpg)
Oysa böyle bir görüntüyle karşılaşan fotoğrafçı için o görüntü bulunmaz bir fırsattır. Fotoğrafçı o an sürünün etini-sütünü düşünemez. Hele bu görüntü sabahın ilk saatlerinde ve güneşin batmaya yakın olduğu, renklerin iyice ısındığı, kızardığı saatlere rastlarsa, sürünün çıkardığı toz bulutunun içine, ters ışık ya da yarım ters ışıkla kızıl güneşin girmesi toz bulutunun boyanması, yine ters ışığın sürüdeki koyunların sırtını ışıkla çizmesi, fotoğrafçının tablo gibi fotoğraflar üretmesini sağlar.
.jpg)
İnsanoğlunun yaradılışından beri hayvanlardan yararlandığını hepimiz biliriz. Toprağını ekip dikmek, taşıma ve ulaşımını sağlamak, yününden derisinden faydalanmak, tehlikelerden korunmak, haberleşmek için gibi... En çok bilineni de eti ve sütü için. Kendimden hareketle tüm bunlara ek olarak FOTOĞRAFLAMAK için yararlandığımızı da eklemek istiyorum.
.jpg)
Yukarda belirttiğim gibi, gün doğumu ve batımı saatlerinde, sürünün hareket halindeyken çıkardığı toz bulutu, ters-kızıl ışığın sürünün sırtını ışıkla çizdiği, toz bulutunu boyadığını, bir de sürünün bulunduğu mekanın farklı ve hoşluğu fotoğrafçıyı cezbeder. Haliyle zevk alınan-huzur duyulan bu ortamdan güzel fotoğraflar üretilir.
.jpg)
Bence, fotoğraf hangi konuda olursa olsun, fotografik özelliklerinin yanında, bakanı içine çekmelidir. Alıp götürmelidir. Sürü fotoğraflarında da durum budur, Bende orada olsaydım, o anları yaşasaydım gibi.
Sürü fotoğraflamak, fotoğrafçıya; sürü sahiplerinin hayvanlarına bağlı olarak kışın sıcak, yazın ise serin olan yerlerde kaldıklarını, çobanların soğuk ve yağışlı havalarda korunmak için kepenek giydiklerini, çoban köpeklerinin çobana sadık olarak çobanı ve sürüyü nasıl koruduklarını, hangi yörede, ne zaman-ne şekilde sağımlarım yapıldığını, yavrulama zamanlarını, gündüz yaz sıcağında hava biraz serinleyinceye kadar koyunların yaylıma çıkmayıp birbirlerine yaslanarak yattıklarını, yaz aylarında yaylıma gece de çıktıklarını, vücutlarındaki tuz eksiklilerinin tuz yalatmak suretiyle giderildiğini, doğumları sırasında koyunun nasıl tek başına doğum yaptığını, kuzunun doğumdan sonra yarım saat içinde ayağa kalktığını, bölge insanının yaşantısı ile ilgili çok şeyler öğretiyor.
.jpg)
Fotoğrafçı, mutlak olarak bulunduğu çevreden etkilenir. Ya da özlem duyduğu coğrafya ve insanları fotoğraflamaya çalışır. Anadolu bozkırları ve Toros dağları benim çocukluğumun geçtiği yerlerdir. Bu nedenle kırsal bölgeye yönelik fotoğraflar çekiyor, özellikle de sürü fotoğrafları çekiyorum.
.jpg)
Sürü fotoğraflarımın çok büyük bir kısmını Toros dağlarının kuzeyinde Konya-Ereğli, Karapınar Meke Bölgesi, Ulukışla ile Toros dağlarında göçebe yaşayan Yörüklerin bulundukları yerlerde çekiyorum. Tüm bunlara ek olarak da birlikte fotoğraflar çektiğim arkadaşım Mekeci (Memduh Ekici) ile fotoğraf konusunda tercihimizin benzer olması, coğrafyanın da uygun olması fazlaca sürü fotoğrafları üretmemizi sağladı.
.jpg)
Sürü fotoğraflamak için İç Anadolu Bölgesi en uygun coğrafyadır. Küçükbaş hayvanların (özellikle koyun) gerek iklim gerekse arazi yapısı olarak yetiştirilmesine uygun olan bu bölgedir. Diğer bölgelerimizde yoğunluk bu derece değildir.
.jpg)
Sürü fotoğrafçılığının zevkli taraflarının yanında zahmetli ve tehlikeli yanları vardır. En kolayı, arabayla giderken yol kenarına sürü görüp arabadan yana inip yol kenarından fotoğraflamaktır.
.jpg)
Zahmetli ve tehlikeli yanları ise, Issız bozkırlarda ve dağlarda, arabanın gidemeyeceği yerlere, güneş doğmadan varıp, çoğu zaman kilometrelerce yaya gitmek, arazi yapısına göre giyinmek (su ve karda ıslanmamak için, kene ve diğer böceklere karşı tedbir olarak çizme giymek gibi), çoban köpekleri ve diğer saldırması zarar vermesi muhtemel hayvanlara karşı tedbirli olmak (köpek kovucu v.b), kurtulabilmek için kaçma durumu, huysuz bir çobanla kötü diyalog, saatlerce sürü fotoğraflayınca üste başa sinen koku v.b. Zevkli yanlarına ise doyum olmaz. Çobanla hoş bir sohbet, çalı çırpı ateşiyle isli çaydanlıkta demlenen çayı içmek, yufka ekmekle oracıkta domates peynirli bir ziyafet, çoban köpeklerinin, alışınca kendilerini sevdirmeleri müthiş bir haz verir.
Saygılarımla…
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
MUSTAFA ŞAHBAZ
ÖZGEÇMİŞ

1952 yılında doğdu. İlk,orta ve Lise öğrenimini Ereğli’de (Konya) gördü. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okudu. İstanbul’da avukatlığa başladı. Daha sonra 1980 yılından bu yana Mersin’de, Mersin Barosu’na kayıtlı avukat olup halen avukatlık yapmaktadır. Evli ve iki kız çocuk babasıdır. Mersin Fotoğraf Derneğine üyedir. Lise çağlarında fotoğrafla ilgilenmeye başlamış, dijital fotoğrafçılığın öne çıkmasıyla, fotoğrafçılığı daha bir hız kazanmıştır. Özellikle Kırsal alanlara yönelik fotoğraflar çekmektedir. Kırsal alanda sürü fotoğrafçılığına ilgi duymaktadır. Keza sürü fotoğrafları ile tanınmaktadır. Ayrıca portre,k aybolan yaşam şekilleri ve mesleklere dair fotoğraflar ile makro çekimleri de vardır. Yurt içi ve yurt dışı yarışmalarda derece ve ödülleri vardır. Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinde gösterileri olmuştur.
|
|