Kayıt Ol Şifemi Unuttum

Anadolu Fotoğraf Dergisi  Anadolu Fotoğraf Dergisi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

 
 

Ergun Karadag-Aizonai ( Sayı 9 )

 
 

AİZONAİ ve DİĞERLERİ

Ergün KARADAĞ

 

 

Belki biraz sitem belki bir serzeniş, beklide duyarsızlıklara bir anlatım…

Tarihin belli bir döneminde, tarihe damgasını vurmuş, belki yüzyıllar boyu  daha ayakta kalacak kültürel miraslarımıza gerekli önemi ve[reme]menin üzüntüsü.

Çabalara saygı duymak bir başlangıç. Yöresel çalışmalar inanılmaz bir efor. Ama tek başına olmamakta, milli politika olarak desteklenmeli kültürel ve turizm olarak kazanım olmalı.

 

Toprağın altındaki varlıklar bir an önce ışığa çıkartılmalı, sahiplenilmeli ve korunmalı.

Aizonai önemli bir tarihe ve yapıya sahip olması yanında bazı söylenmesi gereken ögeler için, bütün bu özellikleri taşıyan en önemli örneklerinden biri. Hem bir tarih hem bir örnek…

Aizonai tarihin belli bir döneminde büyük bir medeniyeti temsil etmiş, tarihin ilk borsası kurulup Roma döneminde ağır ekonomik sonuçları engellemek için ilk çıkartılan devletçilik yasasıyla tarihte hafızalara yer etmiş medeniyet.

 

Kütahya’da dahi şimdi olmayan 30 binlik tiyatrosu, büyük spor kompleksi, inanılmaz güzel mimarisiyle Zeus Tapınağı, geçmişten bize bir soru sorar gibi...

Görkemli tapınak, ayakta duran sütunlar, büyük Roma hamamı, geniş tiyatro hemen yanındaki stadyum, güzelim mozaikler, gözden ırak kralların sevdası Aizonai.

Aizonai gibi ülkemizde her döneme ait yüzlerce tarihi mekanlar mevcut. Roma, Bizans, Osmanlı, Selçuklu, yüzlercesi... Ve bu Anadolu topraklarında  dünyanın en güzel kültürlerinin sonsuza kadar gidecek en güzel örnekleri hala ayakta.

 

Bunlara gereken önemleri vermek tanıtımlarını yapmak, kurtarmak ve korumak adına çok çok duyarlı olmalıyız. O   yüzlerce örnekten, en güzellerinden biri de Aizonai.

 

ZEUS SUNAĞI 

Hemen köprüyü geçtiğinizde sol tarafta inanılmaz ihtişamı ve Anadolu’da bu şekilde ayakta nadir kalan heybetli Zeus tapınağı karşılar. İyon tarzı sütunları, insana etkileyiciliğini tamamıyla hissettiren, Kybele’ye tapınmak için yapılan mabed.

Aizonai antik adı Phrygia olan bölge, Anadolu ilk çağ tarihi ve kültürünün en etkileyici örneklerinden ve Zeus sunağı antik dünyanın ayakta en sağlam olarak kalmış yapıtlarından birisi.

Kralların şehrine yakışan bir mimari. Şu an korunmaya çalışan bir mekanda, etrafı ne kadar tel örgülerle kapatılmış olsa da bazen istenmeyen görünümlerle de karşılaştık. Bu tarihe, bu  emanete  yakışmayan bir tutumu yadırgadık. Tanıtım yetersizliğinden pek ziyaretçisi yokken ne üzüntüdür, çobanıyla koyun sürüsü, acı verir şekilde oradaydı.

 

Çavdarhisar içinden ilerlediğinizde hemen sizi antik adı Rhyndoktos,  bugünkü adı ise Koca Irmak karşılar.

Üzerinde zamanında dört Roma köprüsü olan, Koca Irmak üzerinde bugün hala bir tanesi kara taşımacılığında diğeri ise daha atıl olarak kullanılmakta olan iki tane Roma köprüsü mevcut.

 

Kullanılan bu köprülerin üzerinden, ırmağın etrafını saran  söğütlerin, sudaki yansımasını ve bir tarihin tanığı onlarca mermer parçası sütun başlığı görmek, tarihin zaman içinde bir su misali gibi akıp gittiğini hissetmek çok etkileyici.

 

TİYATRO STADYUM

Aizonai’deki tiyatro kapasitesi, 30 bin olan, devasa bir yapıya sahip. Şu anda depremlerin getirdiği hasarlara bağlı olarak yıkılmış durumda olmasına rağmen biraz uğraşı ile beklide ikinci Aspendos haline neden getirilmesin. Tiyatronun etrafı ve sahne kenarlarında o bölümleri kaplayan heykel zeminleri kendini göstermekte.

Yine özellikleri farklı olan bu yapıtlardan tiyatro ise o dönemlerinkilerden farklı olarak stadyumla bitişik bir halde, aynı alanı beraber paylaşmakta. Uzun stadyum  hala çok belirgin. Madalya alanların şerefine madalyaları simgeleyen kabartmalar stadyum girişimde hala zarar görmemiş bir şekildedurmakta.

 

Köprü üzerindeki yazıtların okunmasıyla,  zamanında Aizonai zenginlerinden birinin Roma’ya gittiğinde, dönerken yolda, denizde geçirdiği kaza sonrası yaptığı adaktan dolayı bu köprüyü  M:S 159 da yaptırdığı anlaşılmaktadır. Hatta köprüdeki deniz canlıları ve gemi kabartmaları bunun şahitleridir. Anlatan yazıt ise hemen orada hala ayakta ve çok rahat okunabilmekte.

 

Borsa binası ve Zeus tapınağını geçtikten sonra, sol tarafta büyük Roma hamamları bulunmakta. Merkezi bir ısıtmayla yapılan sistem kalıntıları mevcut.

İç tarafta ki kalıntılarda ve Roma hamamı alanında şu anda koruma altınada bulunan mozaikler mevcut. Bu mozaikler görülmeye değer.

 

Yüksek sütunlar, ayakta bu kadar çok sayıdaki sütunuyla Anadolu’da ayakta  kalan en önemli yapıt. İyon ve Kompozit tarzı yapılanma mevcut. Sütun başlıkları ve mimari çok korunmuş ve aşınmamış. Bu kadar depreme dayanması, yıllar sürmesine ragmen sütunların birbirlerine tutunmasını sağlayan kurşunları alabilmek için zamanında bazılarınca ayrılması ve parçalanması da bir o kadar trajedik.

 

Asıl dikkati çeken medusa görünümündeki, bir  zemin üzerinde bulunan saçlı heykel. Akroter denilen bu devasa heykel zamanında meydana gelen depremlerle bulunduğu Zeus tapınağının üstünden düşmüş durumda. Aktroterin bulunduğu yerdeki o zamanki halini hayalleriniz de canlandırdığınızda etkilenmemeniz mümkün değil.Kurulan tapınak ovaya hakim bir yerde ve ovanın ortasında özellikle güneşin batımını tüm güzelliğiyle gören heybetine heybet katan bir durum oluşturmakta. Burada güneş batışını, o kızıllığı izlemek inanılmaz keyif veren bir hal. Yıllar öncesi sapasağlam bu yapıda, o anlardaki güneş batışını düşünmek bile büyüleyici.

Bina üzerinde etrafını saran bir devamlılıkta eski adı Meader bugünkü ismi menderes olan kabartmalar mevcut.

Zeus tapınağının alt katı büyük geniş ve yüksek bir tavandan ibaret ibadet yeri. Kybele adına tapındıkları yer alt katta, görülmesi gereken en önemli yerlerden.

 

Sonradan yapıldığı belli olan muhtemelen orta çağda bölgeye gelen ilk Türkler tarafından yapıldığı düşünülen ilkel at motifleri mevcut.

Bu sunak bir dönemim ayakta kalan en önemli kalıntılarından biri. Yüzlerce yıl öncesinin asaleti heybeti ihtişamı devam etmekte.

MACELLUM  ve  İLK BORSA

Aizonainin, antik  çağda Agorası, yani Pazar yerinde macellum bulunmakta.

Macellum bir nevi et ve balık pazarı anlamına gelmekte. Roma döneminde şehrin ortasında ve ticaretin merkezinde bir alan. Bu alanda dünyanın ilk borsası M.S 300 de  kurulmuş ve ekonomik kurallar yazılı olarak belirtilmiş. Bu yapının bir duvarında yazılı olarak kanun bulunmakta. Borsada toplanan malların olacak fiyatı belirlenirken, akla hayale gelebilecek bütün  mamullerin olacağı en yüksek fiyat belirtilmiş ve sınır getirilmiş. Ama daha sonradan tüccarların stok yapmaları ve istedikleri fiyatlara ulaşması bazı sorunları getirdiğinden serbest dalgalanmaya geçilmiş. Bu kanun tarihte Romalıların kapitalizmin ağır kurallarına karşı çıkardıkları tek devletçi kanun olarak tarihe geçmiştir. Ve dünyanın M.S 300 yılında kurulan ilk borsası ünvanındadır.

Geniş bir alan üzerine kurulu bölge halen ayakta.6-7  metre yüksekliğinde ki meydandaki kuleye çıkılarak, mal fiyatları bildirilirmiş .Alanda sütunlu yol ve zamanın dinlenme, alış veriş yerleri bulunmakta.

 

Sonuç olarak bu ve benzeri yüzlerce ilgi bekleyen, korunması gereken, tarihi alanlarımız mevcut. Çavdarhisar Kaymakamlığı ve Belediyesinin bu alandaki çabaları gerçekten çok önemli ve takdir edilecek bir şekilde devam ediyor. Tanıtım, turizm ve bunlardan bölge ekonomisinin kazanacakları ve  ülkemizi tanıtmak adına çok önemli. Daha önce tapınak alanı içinde bulunan dinlenme yeri ve cafelerin dışarı alınması, giriş çıkışlarda dikkatin artırılması oldukça önemli. Her yıl düzenlenen festival ve şenlikler ve sürekli devam eden kazı çalışmaları yüreğimize su serpen gelişmeler.

 

Tarih ve kültür adına korumamız gereken miraslara sonuna kadar saygı duymalı gereken sorumluluğumuzu her birey olarak yapmalıyız..

 

 

 

Ergün KARADAĞ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Makaleyi Paylaşın

 
   

 

 

 

 

 

 

29-02-2012

 
   
Geçtiğimiz 2011 yazında ilk defa gidip fotoğrafladım.Ve bu kadar geç gördüğüm için çok üzüldüm.Bu kadar sağlam şekilde ayakta kalan başka bir mekan Türkiye'de yok bence....Mutlaka tanıtmamız gereken bir mekan bence...    
Tacettin Yüksel

 

 

 

 

15-02-2012

 
   
hocam bu değerli çalışmayı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler....selamlar...    
ibrahim duman

 

 

 

 

09-02-2012

 
   
Ülkemizi gerektiği gibi tanımadığımız bir kez daha ortaya çıktı. Emeğiniz aydınlanmamıza yol açtı, teşekkürler Ergun hocam...    
Mikdat Besni

 

 

 

 

04-02-2012

 
   
Duyarlılığınız ve paylaşımınız için teşekkürler....    
Nesrin Ateş

 

 

 

 

01-02-2012

 
   
Bu eserler Batı'da olsaydı, hiç birinin bir tek zerresi bile zarar görmezdi, eminim. Floransa'da, Siena'da olduğu gibi. Bizde tarihe olan sevginin, tarihi eserlere duyulan ilginin ne durumda olduğunu belirtmeye ise gerek yok. İçimizi yakan bir konuyu güzel ve çarpıcı fotoğraflar ve içeriden birinin anlatımıyla paylaşmışsınız. Yüreğinize sağlık. Geçenlerde istifa ettiğinizi paylaşmıştınız, umarım yeni işinize başlamışsınızdır. Selam ve sevgilerimle...    
Haşmet Bahadır LAÇİN

 

 

 

 
 
 
    anasayfa
künye
varoluş
katılım
iletişim
e-dergi
fotomakale
röportajlar
etkinlikler
giriş yap
kayıt ol
şifremi unuttum

 
 
Anafot.net | Anafot.com | Anadolu Fotoğraf Dergisi ©2011 | Tüm Hakları Saklıdır. İçerikler izinsiz kullanılamaz.