GÖLÜN ÖZLEMİ SANDAL
MUSTAFA TAYAR

Dalgaları denize hem şekil verirken hem de hırçın bir görüntü kazanmasına sebep olur. Bu nedenle aksi ve somurtkan bir erkek gibidir deniz. Göl, öyle mi ki; göl zarif bir kadın gibi, ince ve narindir, insana kol kanat gerer, denizin aksine bünyesinde çok az bir yaşam barındırmasına ve insanlara daha az olanaklar sunmasına rağmen göller insanlara farklı heyecanlar sunar. Balık tutmak, ulaşım sağlamak, yüzmek, insanların tuz ihtiyaçlarını karşılamak ve içme suyu olarak kullanılmak gibi özellikleri yanında insanlara göllerin eşsiz güzellikleri insanları kendine çeken bir diğer unsurdur.



Fotoğrafçı olarak göllerde beni kendine çeken unsur eşsiz güzelliği ve paylaşımcılığıdır. Göl, insana denizden daha samimi ve yakındır. Güzelliklerini üzerindeki yosunlar, nilüferler, kurumuş ağaçlar ve özellikle de sandallarla olan dostluğu ile yansıtmayı iyi bilir. Göl ve Sandal, yağmur ve bulut gibi ayrılmaz bir bütündür. Gölleri sandalsız düşünmek, onun bir yanını eksik bırakır adeta.



Göl ve sandal dostluğu beni oldum olası kendine çekmiştir. Fotoğraf malzemesi olarak göl ve sandal bana hep iyi bir malzeme olmuştur. Benim için göl ve sandal fotoğrafları, sadece orasının güzelliğini yansıtmak değildir, ruhunu da yansıtmaktır ayrıca. Bir aşk masalıdır göl ve sandal. İkisini birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Tıpkı Kerem’i Aslı’dan, Ferhat’ı Şirin’den ayrı düşünememek gibi. Eğer o ruhu yakalarsanız göller size çok bonkör davranır. İlk ciddi buluşmam da bana davrandığı gibi.



Erken saatlerde başlar buluşmamız, göle güneşin ilk ışıkları düşmeden orada olmak lazımdır. Farklı dostluklar kurulmasına da yardımcı olur göller. Orada rastladığınız, balıkçı, avcı, çoban, sandallarını günü birlikçilere kiralayanlar ve çekim sonunda bir yudum çay için mola verdiğiniz köy kahvesinde rastladığınız köylüler hep yeni yeni şeyler işitmenize ve işinizi kolaylaştırmanıza yardımcı olur.



Deklanşöre basarken iki kere düşünmek lazım çünkü bir önceki fotoğrafı bir daha çekemeyebilirsiniz. Çekimlerde ne sadece göle ne de sandala odaklanmamak gerek. Güneşi, bulutu, ufuktaki ağaç kümesini ve ayağınızı bastığınız toprağı konunun içerisine özenle yerleştirmelidir. Gölün asaletini ve güzelliğini en iyi şekilde yansıtmak gerekir. Gün bitip evinize döndüğünüzde çektiğiniz fotoğraflar o anları size tekrar yaşatmalıdır. Eğer bunu başarmışsanız, doğru şeyler yapmışsınızdır, eğer sonuç umduğunuz gibi değilse eksik olan bir şeyler vardır ki; bu da büyük bir ihtimalle yansıtamadığınız gölün ruhudur.



Fotoğraf vasıtasıyla pek çok yeni yer görmek imkanı bulmamızdan ötürü gezilerimizde rastladığımız gölleri ıskalamamak ve güzelliklerini yansıtmak bizim için orayı başkalarına tanıtmak ve daha önemli bir mekan haline getirmek için bir fırsattır adeta.
Gözün gördüğünü fotoğrafa dönüştürmek fotoğraf sevgisini her zaman yaşatmak dileğiyle.








ÖZGEÇMİŞ
1967 Trabzon doğumluyum. Uludağ Üniversitesi Balıkesir Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu Mezunuyum ve 1993 yılından bu yana İstanbul’da devlet memuru olarak görev yapıyorum.
Rahmetli babamın fotoğrafa olan merakı nedeniyle evimizden fotoğraf makinesi hiç eksik olmamıştır. Uzun zaman analog makinelerle çekim yaptım ama bunlar amatör düzeyde olan çekimlerdi. 2005 yılında edindiğim Dijital Fotoğraf Makinemden sonra çekimlerimi ve ekipmanlarımı şu an geldiğim düzeye çekerek en iyi sonuçlara ulaşmayı amaçladım.
Boş vakitlerimin tamamını fotoğraf çekimlerine ayırmaktayım. Çekim yapılacak yeri uzak yada yakın olmasına göre ayırmam, tarzıma ve bana hitap eden her yere çekimlerim giderim. Çektiğim birçok fotoğraf için çekim yerine güneş doğmadan en az bir yada iki saat önce giderim. Çekimler için çekilecek mekanı önceden gidip görmenin gerekli olduğuna inananlardanım. İnternet üzerinden birkaç ulusal ve uluslararası fotoğraf paylaşım sitelerinde çektiğim fotoğraflarımı paylaşmaya gayret ederim.
Manzara fotoğrafları çekmek bana çok keyif verir, özellikle de içinde göl ve sandal olanlar tercihimdir. Son zamanlarda insan konulu ve makro fotoğraflara da ağırlık vermeye başladım. Sanırım elim tutana kadar fotoğraf çekmeye devam edeceğim.
Geçtiğimiz yıllarda Gaziosmanpaşa Belediyesinin düzenlediği fotoğraf yarışmasında 1. Olduktan sonra 2 yıl kadar Gaziosmanpaşa Belediyesinin çıkarmış olduğu “Gaziosmanpaşa Yaşam” dergisinin gezi sayfasını hazırladım. Fotoğraf yarışmalarının klişeleşmiş jürileri ve objektiflikten uzak nedeniyle fotoğraf yarışmalarına pek itibar göstermiyorum ancak yarışmaların jürilerinin onu düzenleyen kurumun içerisinden çıkarılmasıyla daha objektif olarak amacına ulaşabileceğini inanıyorum.
Fotoğraflarım bazı karma sergilerde yer aldı. 17 Haziran 2011 de ilk kişisel sergimi açtım, 2012 yılı içerisinde yeni bir sergi düşüncem daha bulunmaktadır.
|