YAKINIMIZDALAR
Akin ACAR
Fotoğrafla ilgilenen bir çok dostum doğanın küçük canlıları ile ilgili fotoğraflarımı gördükleri zaman çok geziyor olmalısın, diyorlar. Günlük iş telaşından dolayı zaman bulamadıklarını, zaman bulduklarında da ilk fırsatta benim gibi dağlara, kırlara çıkmak istediklerini söylüyorlar. Gülümsüyorum. Sanki ben dağlara, kırlara çıkıyormuşum gibi. Çektiklerimi görenlerin aklına doğa ile iç içe küçük bir köyde yaşadığım da gelebilir. Antalya’nın merkezinde binalar arasında yaşadığımı söylemek isterim. Eskilerin dediği gibi ‘’Derdinde olmayan deveyi göremez.’’ Evinizden dışarı çıkarken eliniz ayakkabılarınıza uzandığında küçüçük bir canlının oraya buraya kaçmaya çalıştığını fark edersiniz. Makinenizi hemen elinize alıp objektifi ona doğrulttuğunuzda güzel gözleriyle size bakan örümceği görürsünüz. Ve o anı ölümsüzleştirirsiniz. Toplumumuz pireyi deve yapanları sevmez. Ama pireyi deve yapan objektiflere bayılır.

Fotoğraf çekmeye zamanım yok ve ya illa uzak yerlere gitmek gerekir diyen dostlarıma çevrelerine dikkatli bakmalarını isterim. Yakınlarındaki bir parkı ve ya binalar arasında kalmış küçük bir kırsalı gözlemlesinler. Onlar bize çok yakınlar. Sadece fark edilmeyi bekliyorlar. Her yörenin farklı zaman dilimlerimde kendine has bir küçük canlı hareketliliği muhakkak vardır.


Makro veya micro çekim sözcüğüne pek ısınamadım. Yakın çekim demek daha doğru sanırım. Tabi fotoğraf sözcüğünden başlayın da fotoğrafçılık ile ilgili her terim ne yazık ki yabancı geliyor bize. Bazen istesek de istemesek de bunları kullanmak zorundayız. Hep dışarıdan aldığımız için teknojiyi, fotoğraf makinasının önce dilini çözmek gerekiyor. Kullanım klavuzundan tek kelime öğrenmeden makinayı ustalıkla kullananları da bilirim.
Kelebeklerin fotoğraflarını çekmeyi pek seviyorum. Yakın çekim yaparken tripot dedikleri benim de üç ayak dediğim nesneyle zamanında çok kovaladım onları. Üç ayağı yerleştireceğim bekleyin diyemezsiniz ya… Onlar nereye ben oraya. Sanırım fotoğrafçılık kurslarında hala anlatılıyor üç ayağın önemi. Zamanla kendi tarzınızı buluyorsunuz. Askerlik yapanlar bilir. Komutanlar eğitim verirken silahın namlusuna bozuk para yerleştirir ve askere tetiğe basmasını söyler. Bozuk para düşmemeli. Düşerse namlu titrer ve hedef vurulamaz. Fotoğrafçının gerekli donanımı ve bilgisi varsa nefesini tutar ve deklanşöre basar. Titreme olmayınca netlik de sağlanmış olur. Üç ayak taşımaktan bıkanlar için sözüm.


Fotoğrafçı duyarlı olmalı. Toplumsal hedefi olmalı. Bir çok fotoğrafçı dostum Türk kültürünü belgeliyor, güzelliklerini sergiliyor. Duyurulması gerekenleri duyuruyorlar. Çevreyi ve doğayı önemsiyoruz. Son zamanlardaki ülkemizdeki böcek kaçakçılığını dikkat çekmek istiyorum. Küçük canlı farkındalığı yaşamımıza girmeli artık.










Özgeçmiş

Akın Acar
Akın ACAR: 1969 Denizli doğumlu. Öğretmen. Antalya’da yaşıyor. Doğa fotoğrafçılığını seviyor. Çalışmalarından dolayı birkaç ödül verildi. Daha çok Türk kültürünü yansıtan toplumsal bilinçlendirmeyi amaç edinmiş fotoğrafçılık anlayışını savunuyor.
|